Siyah Kuğu – Black Swan
Ekleyen : Neslihan Zaralı Tarih : 19/01/2011 08:44 am Kategori : Sinema
2011′de kendime dizi izlememe hedefi koydum :) Bu yüzden akşamlarım artık özgür. Kısmen diyelim aslında :) arada hala seyrettiklerim var ama yakın zamanda vedalaşacağım.
Akşam ne yapsam diye düşünürken yakın bir arkadaşımın tavsiye ettiği bir filmi aldım. İsmi: Siyah Kuğu. 2010 yapımı bir film ama Türkiye’de 25 Şubat’ta vizyona girecek. Filmin Türü Dram olarak belirtilmiş ama bence Psikolojik gerilim.
Konusu ile ilgili bilgi vermek gerekirse;
Ana karakterimiz (Nina) çok yetenekli bir balerin ve hayatında sadece bale var. Eski bir balerin olan ve bu konuda çok hırslı olan annesi ile yaşıyor. Nina’nın dansettiği grupta KUĞU GÖLÜ’nün baş balerinini yeni sezonda değiştirmeye karar veriyorlar ve yönetmen baş balerin olarak Nina ‘yı seçiyor.
Nina’nın yeni oyunda, saf ve zarif Beyaz Kuğuyu ve şehvetin temsilcisi Siyah Kuğuyu aynı anda canlandırması gerekiyor.
Nina aslında tam bir Beyaz Kuğu. Siyah Kuğu’ya bürünmek için kendi karanlık tarafıyla haşır neşir olmaya başlıyor ve işler kontrolden çıkıyor.
Dans, oyunculuk, beyazın masumluğu ve siyahın şeytani çekiciliği, hayaller, gerçekler ve çok ihtişamlı olan final bölümü. En etkileyici sahne en son sahneydi bence…
Nina’nın deyimiyle ”KUSURSUZDU” :))
Sanırım en büyük rakibimiz aslında Kendimiziz ve isteğimiz Kusursuz olmak.
Kesinlikle İzlemenizi tavsiye ederim.
"Vexed" You are going to wasted :)
Antalya Televizyon Ödülleri Adayları Açıklandı
House M.D. - Gelmiş Geçmiş En İyi Dizi
Türkiye'nin Oscarları Sahiplerini Buldu
Sosyal Ağ - Social Network
01/19/2011 at 11:24
Son zamanlarda izlediğim en düşündüren filmdi diyebilirim , korkular ve korku sonrası oluşan güvensizlik hissi , başarısızlık duygusu ve hayal gücünün sonsuzluğu , aslında zaman zaman dövüş klübünü andığım sahnelerde olmadı değil .Neslihan yorumlarına kesinlikle katılıyorum :))
01/19/2011 at 13:52
Açıkçası filmin başları beni oldukça gerdi. Ama sonlara doğru muhteşem dans ve müzikler ve gittikçe yükselen gerilim ve merak beni içine çekebildi.
01/24/2011 at 09:14
Neslihan’ın film ile ilgili yazısını görünce bu haftasonu filmi bir şekilde temin edip – :) – ben de izledim.
Bence de zaman zaman gerilimin dozu arttı, ayrıca açık sahnelerden biraz rahatsız olduğumu da belirtmeliyim,
ama onun dışında kurgu ve başrol oyuncusunun performansı muhteşemdi.
Yakın zamanda bir bale gösterisine gidebiliriz, mesela Kuğu Gölü :) Ne dersiniz?
01/25/2011 at 09:00
Filmi izleyen herkeste bir bale gösterisine gitme isteği uyandırıyor galiba :) Bu da filmin başarısı olsa gerek.
04/09/2011 at 23:57
Black Swan
“Pi” (1998) “Requiem for a Dream” (2000) “The Fountain” (2006) ve “The Wrestler” (2008) gibi filmlerle kendi sinema dilini oluşturan yönetmen Darren Aronofsky yine yönetmeliğini yaptığı Black Swan (Siyah Kuğu) filmiyle sinema kariyerinin doruk noktasını yaşamaktadır.
Black Swan’in en önemli özelliği yine Darren Aronofsky filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz bir geçişi, bir dönüşümü içerisinde barındırmasıdır. Filmde yoğun bir şekilde cinsellik ve şizofrenik temalar üzerinde yoğunlaşılmıştır. Özellikle de cinsellik ve özgürlük, kötülük ve mükemmeliyet teması birbiriyle ilişkilendirilmiştir.
Filmin ilk sahnelerinde oldukça masum, içine kapanık ve kırılgan bir karakteri canlandıran Nina’nın siyah kuğuya dönüşmesi tam anlamıyla filmin kırılma noktası olan Lilly ile lezbiyen ilişkiye girdiği sahnede başlar. Lilly’e olan hayranlığı ve merakı onunla en sonunda ilişkiye girerek doruk noktasına ulaşmaktadır. Nina bu sahnede annesinin, kendisine uyguladığı psikolojik baskıyı kırarak özgür kalmaktadır. Artık o da “kötü” olmuştur. Özgürlüğe kavuşmuştur. Kişiliğinde bastırılmış olan siyah kuğu ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu sahneden sonra Nina ve Lilly karakterleri ayırt edilemez derecede birbirine benzer hale gelecektir.
Filme yüzeysel olarak bakıldığında kötü olmak mükemmel olmaktır mesajı verilmektedir. Bu mesaj Nina’ya hocası tarafından “kendini serbest bırak”, “zayıf olan mükemmel olamaz” gibi cümlelerle aşılanmaktadır. Filmde verilen mesaj aslında “mükemmel olmak imkansızdır; eğer kişi mükemmelse bu bir hastalıktır” alt mesajını içinde barındırmaktadır.
Senaryosu kadar kurgusu ve görselliğiyle de ilgi çekici bir film olan Siyah Kuğu’da mesajın veriliş şekli ve anlatım tarzı yine Darren Aronofsky filmlerinden olan The Fountain (2006), Requem for a Dream (2000) gibi filmlerin karakteristik özelliklerini taşımaktadır. Yani filmde sürekli bir dönüşüm, fiziksel ve ruhsal bir değişim söz konusudur. Yine kurgusal sıralanış bakımından da benzerlik göstermektedir.
Filmin kurgusu şizofren bir dünyanın gerçekliğiyle harmanlanmıştır. Verilen mesajın özelliği ise aslında kişinin aşırı olan hırslarının en çok kişinin kendisine zarar vereceği, aslında kötüyü dışarıda değil, kendi içimizde aramamız gerektiği gerçeği ile izleyicisini yüzleştirmesidir.
Barış Fişek
05/18/2011 at 17:48
@Murat Filmi izledikten sonra bende balerin olma isteği uyandı, o biraz tuhaf oldu ama olsun :P
Şaka bir yana (henüz bu yazıyı okumamış olmamdan)çok sıkılacağımı düşünerek başladığım filmi büyük bir ilgi ve keyifle izledim.
Tavsiye ederim.