Fatih Harbiye
Ekleyen : Özlem Koç Tarih : 05/01/2012 08:35 am Kategori : Kitap
2011 yılını bitirdiğimiz yeni yılın ilk günlerinde, kendime koyduğum hedeflerden birisi de bu sene daha fazla kitap okuyabilmek.
Buradan yola çıkarak geçtiğimiz yılın bir özeleştirisini yaptığımda okuduğum kitap sayısının bir elin beş parmağını geçmediğini üzülerek farkettim, yine de bu felaketten bir hayır çıkarmı diye düşününce bu yaz okuduğum Peyami Safa’nın Fatih Harbiye romanı hakkındaki notlarımı paylaşmak istedim.
Bu yıl ayrıca çok paylaşımcı olacağım bu da başka bir hedef.
Öncelikle yazarı hepimiz tanıyor olsak da kısacık kendisinden bahsetmek isterim;
(d. 1899, İstanbul – ö. 15 Haziran 1961), Türk hikâye ve romancısı. Aslında onu tanıdığımız ve belki de fikir sahibi olduğumuz en popüler romanı bir hastanın psikolojisini anlattığı otobiyografik romanı olan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’dur ve bu roman’ı Nazım Hikmet’e ithaf ettmiştir.
Kitabı okurken henüz çocuk olduğum dönemlerde izlediğim siyah beyaz yeşilçam filmlerini hatırlamadım desem yalan söylemiş olurum. Kitabı okudukça bir dönemin Türk film senaryolarının bu kitaptan bir hayli beslenmiş olduğunu farkettim.
Kitabın konusu (okumak isteyenlerin hevesini kaçırmamak adına çok kısaca ve detaysızca anlatmaya çalışacağım ) 1930′lu yıllar İstanbul’u. Yer kitabın adından anlaşılacağı üzere Fatih ve Harbiye ve bu iki mekan arasında kalmış genç bir kızın seçimidir.
Kitapta; Fatih Şarkı, Harbiye ise Garpı temsil eder. Bu iki yer birer sevgiliyi de temsil etmektedir. Kitabın yazıldığı tarih ile günümüz arasında, insan ilişkileri ve kültürel arada kalmışlığın 80 yıldan fazladır hiç değişmediği çok rahat gözlemlenebilir.
itap arada kalan ve kimlik çatışmasını henüz çözememiş ve bir seçim yapmak, karar vermek zorunda olan insanları anlatırken dönemin toplumsal bakışını, insan psikolojisini ve bütün bunlar arasında yaşanan aşk ve bir baba kız ilişkisini de bana göre çok güzel ele almış.
Kitap okuması keyifli, sayfalarca olmaması nedeni ile de okuması sıkmayan bir kitap olup, tüm kitap severlere tavsiye edilir.
Future Agenda - 2020 Yılında Dünya
Dünyanın İlk Günü – İmparatorluk I
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
Türkan - Tek ve Tek Başına
Bin Muhteşem Güneş
01/05/2012 at 09:33
Aslında kitabın adını görünce bana hiç cazip gelmedi yani raftan alacağım bir kitap olmaz ama konusunu aktardığında ilgimi çekti. En kısa zamanda okuyacağım:) Teşekkürler
01/05/2012 at 10:41
9. Hariciye Koğuşu kitabını ortaokul yıllarında okuduğumu hatırlıyorum Peyami Safa’nın. Hatta büyük bir heyecanla okumuştum.
Ama şimdi şöyle bir düşünüyorum da sorsan başka hangi kitabı var Peyami Safa’nın, sayamazdım, paylaşım için teşekkürler.
Bu yıl benim de hedefim okuduğum kitap sayısını arttırmak malum toplum ortalamasını düşürdüğüm için utanç içindeyim :p (bkz. Kitap Okuyormuşuz da İstatistiği Bile Yapılmış)
Bu hedefe ulaşmada Meryem ve Senin gibi kitap yorumu yazan arkadaşların katkısı da büyük olacak, zira okuyacak güzel bir kitap bulmak okumanın yarısı benim için :)
01/05/2012 at 21:02
Peyami Safa bana karamsar ve kötümser bir yazar olarak gelirdi,Bu kitap yorumundan sonra fatih harbiye romanını okuyup yazarı yeniden değerlendirmek isteği duydum.
01/05/2012 at 21:04
Yorumun üzerine bu gün kitabı okumaya başladım ,umarım aynı tadı alırım .Diğer kitap yorumlarını bekliyorum.
01/05/2012 at 21:11
Peyami hafızıma karamsar ama derin psikolojik tahlilleri olan bir yazar olarak kazınmış.Bu yorumdan sonra yazarın kitabını okumak ve yazarı yeniden değerlndirmek isteği duydum.
01/05/2012 at 21:18
Bu yıl kendini kitap okumaya vermiş birisi olarak , kitap yorumunun bu kitabıda listeme eklemem gerektiği konusunda faydalı olduğunu söyleyebilirim