Bye Bye Türkçe!

Bye Bye Türkçe

Hem lisede hem üniversitede hazırlık okumuş biri olarak yabancı dilde eğitime bakışımı kökünden değiştiren bir kitap herkese okumasını tavsiye ediyorum.

Kitabın net özeti;

Her haysiyetli ülkenin eğitim dili kendi resmî millî dilidir.

Kitabı okuduktan sonra açılan damar tıkanıklıklarım. Okuyunca sizinkiler de açılabilir ;)

  1. Üniversitelere alınan öğrenci sayısı ile sınava giren sayısı arasında bu kadar büyük fark olan bir ülkede eğitim kaynakları yabancı dil eğitimi için hazırlık adı altında boşa harcanıyor. 4 yıl olan okuma süresi 5 yıla çıkıyor bu da demek ki aslında bu iş başka şekilde çözülse* sınava girenlerin %20’si okuma şansı yakalayacak**
  2. Üniversite sınavına hazırlanmış, zihni zehir gibi çalışan bir insana 1 yıl yabancı dil okutmak resmen beyni nadasa bırakmak gibi, oysa bu süre illa kullanılacaksa herkese matematik öğretilse ülkede neler olur düşünemiyorum.
  3. Yurt dışına hiç bir plan program olmaksızın devlet destekli gönderilen insanlara harcanan paraları ve bu yatırımların geri dönüş oranını okuyunca “yok artık diyeceksiniz”.
  4. Yurtdışından dönüp Amerika’da belli bir plan program çerçevesinde yapılan çalışmalarına Türkiye’de devam edemediğinden yakınan insanlarla ilgili tespitleri okuyunca “hiç bu açıdan düşünmemiştim diyeceksiniz”

Özellikle üniversitelerdeki doçentlik ve profesörlük yapısının aslında nasıl usta-kalfa-çırak ilişkisi olması gerektiğine, üsttekilerin alttakileri yerlerine hazırlaması gerektiğine ama bizim üniversitelerde durumun bir mevki makam konusu haline geldiğini üzülerek okuyacaksınız.

Bu konuda aşağıdaki tespit çok hoşuma gitmişti. Sevgili dostum Ahmet de buna katılacaktır eminim.

Doktora, dört sene daha ders okumak değildir. Hatta en iyilerinde ders bile alınmaz. Çünkü bir iş, yaparak ve araştırılarak öğrenilir. Bir konuyu araştırmaya başlarsın, yenilikler bulmaya çabalarsın, bunu yaparken eksiklerini öğrenirsin. Gerçek öğrenme budur, gerisi palavra. TV seyreder gibi eğitim olmaz, konuyla sen uğraşacaksın ki, o bilgi beynine mal olacak.

Son bir not; Oktay Sinanoğlu gibi bir çok kıymetli insan var ama zamanında fark edemediğimiz için tanışma konuşma fırsatını kaçırıyoruz. Oysa kendisi benim okuduğum Yıldız Teknik Üniversitesinde tam da benim okuduğum yıllarda hocalık yapmış ama ben bundan bir habermişim. Üzülerek itiraf ediyorum o yıllarda İbrahim Tatlıses bizim üniversitede ders veriyor olsa herkes bunu konuşur ve benim de kesin haberim olurdu :(

* Oktay Sinanoğlu yabancı dil konusunun yaz okullarıyla ya da akşam kurslarıyla çok rahat yapılabileceğini bir çok ülkede bunun bu şekilde yapıldığını söylüyor.

** Tabi ki her bölüm İngilizce hazırlık okutmadığı için bu rakam %20’den az olacaktır, dikkat çekmesi açısında bu şekilde bıraktım.

*** Kitap Oktay Sinanoğlu’nun değişik zamanlarda yayınlanmış makaleleri, röportajları ve yaptığı konuşmalardan oluşuyor bu nedenle aynı konulara tekrar tekrar değinilmiş gibi geliyor ama konunun anlaşılması ve oturması açısından bunun aslında bir handikap değil güzel bir şey olduğuna karar verdim :)

Bu yazı 35 defa okundu

Murat Zaralı

Herkesin yazacak birşeyi mutlaka vardır ama çoğunlukla konuşmayı tercih eder, ben yazmaya çalışanlardan olmak için çalışıyorum :)

Latest posts by Murat Zaralı (see all)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorum eklendiğinde bana da bildir. Yorum eklemeden bu yazıyı takibe almak için tıkla