Delinin Biri Bir Kuyuya Taş Atmış Kırk Akıllı Çıkaramamış
Ekleyen : Murat Tunçer Tarih : 13/10/2011 08:35 am Kategori : Gündem
Bugün son zamanlarda İstanbul’un üzerine çöken yağmur bulutları gibi üzerimizden eksik olmayan Süperaktif’in reyting getirecek yazılar yazın baskısından sıyrılarak farklı bir konuda yazmak istiyorum. Her ne kadar bu yazımın reyting listelerinde üst sıralarda yer almayacağını bilsem de üzerine yorum yazmaktan keyif alacağım bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Genelde yerel medya muhabirlerinin bulup çıkarttığı haberler ulusal basında ön sıralarda yer almaz. Bunun en temel sebeplerinden birincisi ulusal basın Habertürk’ün tarihe geçecek fotoğrafı ile gündemin en tepesine taşıdığı Kadına Uygulanan Şiddet ve Kemal Kılaçdaroğlu’nun Deniz Feneri Köstebeğinin az sonra açıklıyorum gibi reytingi bol olan haberlerin peşinde olmasıdır. Bu nedenle yerel muhabirin binbir güçlükle ve konudan komşudan aldığı ödünç fotoğraf makinesi ile yaptığı haberler genelde gazetelerin iç sayfasında yer bulabilir.
Bu haberlerin arka plana gitmesindeki bir diğer neden ise güvenirliklerinin tartışılır olmasıdır. Çünkü genelde matbaa sahibi olan yerel muhabirler masraflarının bir bölümünü çıkartabilmek için AA, IHA, DHA gibi haber ajanslarından yazdıkaları haber başına para alırlar. Bu nedenle de durağan bir hayat yaşayan küçük kasabalarımızda haberler birazda yerel muhabirin yaratıcılığı ile bire bin katarak süslenerek ajansa geçilir. Yani haber yoksa yaratılır.
A.A Batman muhabirinin bazı ulusal gazetlerin 4. sayfasında ve bazı internet sitelesinde yer bulabilen bir haberine dikkatinizi çekmek istiyorum.
Batmanın Esentepe Mahallesi’nde, TOKİ tarafından yaptırılan jandarma konutlarının yol yapım çalışmaları sırasında, çapı yaklaşık 1 metre olan çukur oluştu.
Bunun üzerine kepçe operatörü durumu yetkililere bildirildi.
Olay yerindeki bazı vatandaşlar, ayna yardımıyla ışık yansıtarak çukurun zeminin görmeye çalıştı.
Batman Belediyesi Fen işleri Müdürlüğü’ne bağlı ekipler de, ucuna taş bağladıkları iple çukurun derinliği ölçmeye çalıştı.
Taşın zemine ulaşmaması üzerine belediye yetkilileri, durumu Batman Üniversitesi’ne iletti.
Üniversitenin Jeoloji Bölümü’nden gelen 3 öğretim görevlisinin ilk incelemeyi yapmasının ardından çukurun etrafı güvenlik şeridiyle çevrildi.
Belediye Başkan Vekili Serhat Temel, çukurun çevresindeki topraktan numune alındığını belirterek, ”Batman Üniversitesi’nde detaylı bir inceleme yapılacak. Çıkacak sonuca göre deliğin kapatılıp kapatılamayacağına karar verilecek” dedi
Kaynak : A.A.
Öncelikle kepçe operatörünü bilinçli yaklaşımından dolayı tebrik edip dikkatinizi çukurun derinliğini tespit etmek için vatandaşlarımızın kullandığı yöntemlere çekmek istiyorum.Ayna ile ışık yansıtmak, taş bağladıkları iple derinlik ölçmek sanırım bize özgü ölçüm metodları olsa gerek. Eminim hepside bilimsel açıdan net sonuçlar üretiyordur.
Aradan bir kaç gün geçip bu çukurun oluşum nedenleri basına yansıdığında ayrı bir şenlik başlıyor. Yörenin bilim adamları öncelikle çukurun derinliğini 300 mt olarak belirlediklerini öğreniyoruz. Tahminimce Batman’da bulabildikleri en uzun ipin uzunluğu 300mt. 300 metreyi dile söylemesi kolay olabilir ama derinliğin boyunu hayal etmeniz için hergün sıkışık trafikte önünden bir saatlik saygı duruşunda bulunarak geçebildiğimiz İstanbul’da inşa edilmiş en yüksek bina olan İstanbul Sapphire gözünüzün önüne getiriniz. Üzerine çukurun hemen yanında inşa edilmiş olan TOKI konutlarını da bu deliğin dibini temel alarak dikin. Bu durumda bile en üst kat kapıcı dairesi gibi zeminden aşağıda kalacaktır.
Bir grup bilim adamımız Batman’daki çukuru fay diye adlandırırken bir grubu ise mağara diyor.
Başını Batman Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Eren çektiği bir grup bilim adamı yerinde yaptığı inceleme sonucunda çukurun fay kırığı olduğunu tespit etmiş.
Eğer burası bir fay kırığı ise Başbakanlığın tüm türkiyede yüzbinlerce konut yapmakla övünen TOKİ kurumu böyle bir fay hattının üzerine konut üretimine nasıl izin veriyor!
Anladığım kadarıyla TOKİ’dekiler diğer bir Başbakanlık kuruluşu olan TUBİTAK ın 1989 yılında yapmış olduğu “Toplu konutlarda mekan standartları araştırması” hakkında bilgi sahibi değiller ya da aynı yıl TUBİTAK’ın yapmış olduğu “Ağaçtan yapılmış mobilyaların üst yüzeylerinde kullanılan verniklerin önemli mekanik, fiziksel ve kimyasal etkilere dayanıklılıkları” konusundaki araştırmada kullanılan verniği fazlaca kokladıkları için ne yaptıklarını bilmiyorlar. (bkz Birkaç TUBITAK Procesi)
Ulusal gazetelerin editörleri yerel medyanın servis ettiği bu haberlere ve Batman üniversitesi gibi güzide bir kurumun yapmış olduğu bilimsel açıklamalara her nedense fazlaca ehemmiyet vermez. Bunun yerine bu gibi durumlarda okuldan yeni mezun olmuş hala stajyer kadrosunda çalışmakta olan bir bebenin önüne yerel gazetecinin emanet kamerayla çekmiş olduğu fotoğrafı atar ve
“ Şu haberi etraflıca araştır bir kaç da uzman görüşü olarak haberi patlat der”.
Bu fotoğrafı kadroya geçebilmek için fırsat kapısı olarak gören medya bebesi arkasına bile bakmadan tek bildiği yer olan okula koşar ve;
“Hocammmm yardım edin Lütfeeeen”
diye hocasından ilk işinde yardım bekler.
Hocası da muhtemelen aynı üniversitede konu ile ilgili olan bir başka hocanın başına öğrencisini savar.
Vatan gazetsinde okuduğum haberden anladığım kadarıyla medya bebeside elindeki fotoğrafla İ.Ü. Jeoloji Müh. Bölümü öğretim üyesi Yd.Dç.Dr Yıldırım Güngör’ün başına koşmuş.
Güngör hoca;
“300mt derinliğe fay deniliyorsa, 300 mt lik bir atım demektir. Bu da o bölge için anlamsız bir şey. Bu iki tabakanın birbirine orantılı olarak kayması demektir. Bu belki, fay aynası olabilir ve alanın çok eskiden kalma çöküntü alanı olduğu anlamına gelir. Ancak kalsiyum – karbonat birikimlerinin çok fazla olduğu belirtiliyor. Bu karstik bir mağara olduğu anlamına gelir. Girişi de mağara girişine benziyor “ diyerek kahve falına bakar gibi oturduğu yerden 5 dk da olayı çözmüş.
Kalsiyum karbonat dediğimiz bizim anlayacağımız dilde Gazoz Hap Calsiyum Sandoz C’nin ana maddesi. Diğer bir deyişle Batman 300 mt uzunluğunda bir kaç metre çapında bir kalsiyum sandoz kutusunu üzerindeymiş. Sanırım Güngör hocamız değişen hava sıcaklıklarından fazlaca etkilenip biraz üşütmüş, masasında ilk gördüğü obje olan Sandoz kutusundan yola çıkarak biran önce medya bebesini başından savmak için böyle bir açıklama yapmış.
Benim bu görüşte aklıma yatmayan ise şu bir bardak suya küçük bir kalsiyum sandoz tableti attıgınızda bol miktarda CO2 içeren kabarcık çıkar. Güngör hocanınbahsettiği büyüklükteki bir kalsiyum sandozdan çıkacak gazı herhalde biz buradan bile görebilirdik. Yakında atmosferdeki Sera gazlarını artmasını da buradaki CO2 salınıma bağlarlarsa şaşırmayın derim.
Herhalde şu anda Batman belediyesindeki zabıtalar o deliği açan kepçe operatörünü saygıyla anarak kara kara bu çukuru nasıl kapatacaklarını düşünüyorlardır. Bu kuyuyu kapatmak yerine Cehenneme Açılan Kapı diye bir tabela açıp turizmin hizmetine sunsalar paraya para demezler.
Madem oturduğumuz yerden bir fotoğrafa bakarak deliğe teşhis konulabiliyor bu durumda “bu delik vakti zamanında aklı evvel birinn açtığı Petrol sondaj kuyusudur” diye kuyuya taş atayım bakalım bu yazıyı okuyanlar bu taşı yorumlarıyla çıkartabilecekler mi?
Atalarımızın dediği gibi;
Delinin biri bir kuyuya taş atmış kırk akıllı çıkaramamış.
12/10/2011
Murat TUNÇER
Avrupanın En İyisi; THY
11 Türk Bankası Dünya Değer Liginde İlk 500’e Girdi
Tabancanın Dolusu Bir Kişiyi, Boşu Kırk Kişiyi Korkutur
Dünyayı Satın Alacak Kadar Para Biriktirmişler!
Hoş Geldin Kapanış Seansı
12/22/2011 at 02:52
1. Kalsit Minerali = CaCO3 tür. Kalsit bir karbonat mineralidir. Bunun magnezyumlu olanına da Manyezit denir. Onun da formülü MgCO3′tür.Benim CaCO3′ü sakın içmeye kalkışmayın mazallah midenize oturur.
2. Bunlar taştır (Mineral aslında ama siz yine yanlış anlarsınız diye korkuyorum). Hani sizin mizah yaparak haksız yere kafa kırmaya çalıştığınız ama cahilliğiniz yüzünden size dönen şey.
3. Ben size şimdi Ca desem süt, Potasyum desem Kayısı dersiniz belki ama Ca elementinin magmatik kayaların kayaların içinde % 7-8 civarında, Kireçtaşları içinde de karbonatla birlikte neredeyse % 100 civarında bulunduğunu bilmiyorsunuzdur.
4. Bu elementleri oluşturduğu kireçtaşları içinde (Neredeyse % 100 e yakın CaCO3 yani kalsit içerir Sandoz değil. Kalsit bir mineraldir, Sandoz ilaç. Hani hatırlatayım dedim ki kafanız karışmasın) milyonlarca yıllık zaman diliminde suyun bu iki elementi ayrıştırması sonucunda çok büyük ve derin mağara sistemleri gelişir. Örneğin Mersindeki Peynirlikönü düdeni yaklaşık 1500 metre derinliktedir. Bu derinliği de sizin cahilce Sandoz dediğiniz kalsiyum karbonat minerallerinin yani kalsit ve aragonitin erimesi oluşturmuştur. Ülkenimizde böyle çok sandoz (!) mağarası var.
5. Bu arada sanırım biliyorsunuzdur Konya karapınar’da obruk Platosu var. Orada obruklar oluşuyor. Vallahi de billahi de bu obrukların oluşma nedeni de sizin Sandoz (!)
5. Bir jeolog eğer bölgedeki kaya yapısını biliyorsa bölgedeki bu tür çukurun nedenin ne olabileceğini de söyleyebilir. Dikkat edin ne olabileceğini söyleyebilir diyorum ne olduğunu değil. Ben bildiğim bir konuda tahmin yürütmüşüm ama siz bilmediğiniz bir konuda saçmalamışsınız.
6. Soyal medyada herkesin fikrini belirtmesi çok güzel bir şey. Destekliyorum da ama bilmediğiniz konularda ahkam kesmek yerine birilerine sorsaydınız ben şu saatte size bu notu yazmak zorunda kalmazdım.
7. Siz bir dost tavsiyesi : Bilmemek ayıp değil ama öğrenmemek çok ayıp. Bir daha bilmeden öğrenmeden başkalarına çamur atmayın. Birisi bir yerde yakalar mutlaka.
12/27/2011 at 08:42
Yukarıdaki belirtilen eleştirel yorumlara cevaplarımı Sandozcu Hoca
http://www.superaktif.net/hayat/sandozcu-hoca
yazısından takip edebilirsiniz.