Paris İzlenimlerim
Ekleyen : Murat Zaralı Tarih : 02/08/2011 08:35 am Kategori : Gezi
1. Pahalı olsun, salaş olsun ama şehir merkezine yakın bir yerde kalın (ben havaalanı otelinde kaldım. Bir yere gitmeniz gerektiğinde 30 dk’da bir kalkan shuttle ile havaalanı gidip oradan insansız giden orlyval dedikleri bir trenle RER dedikleri banliyö sistemine ulaşıyorsunuz onunla şehir merkezine ulaşıyorsunuz hatta bazı yerler için bir de metro aktarması gerekebiliyor. Tüm bu aktarmaları üst üste koyunca zamanın büyük bir kısmı yolda geçiyor.)
Şöyle düşünün; Viaportun yanına yapılan Crown Plaza otelde kalacaksınız otel sizi sadece Sabiha Gökçen havaalanına getirip götürecek ve siz de oradaki imkanları kullanarak İstanbul’u gezeceksiniz.
2. Paris’e öğlen 2 gibi vardığım için ve madde 1de bahsi geçen nedenlerden dolayı akşam dönüşümü biraz erken tutayım dedim ve 7 gibi dönmeye kalktım; çok büyük hata saat 7 tam buranın da iş çıkış saatleri ve şunu rahatlıkla söyliyim ben bizim metrobüsün gözünü seviyim arkadaş.
Enteresan olan şu burada da insanlar biraz daha sıkışabilir miyiz diye soruyor ama herkes tatlı sert ve hep bir ağızdan hayırrrrr deyince kimse binmeye çalışmıyor :)
3. Fransızlar klima olayına Fransızlar :)
Burada hava cehennem gibi toplu taşıma araçlarında sıcaklık katlanıyor banliyöde maruz kaldığım sıcağı yazımda nasıl tarif ederim diye düşündüm ve buldum :) t-şirtle saunaya girmek verilebilecek en güzel örnek
Fransız modacıların yaptığı bol dekolteli, yerine göre transparan yada aşırı ince kumaşlardan yapılan tasarımları şimdi daha iyi anlıyorum. Zira burada başka birşey giymek mümkün değil.
4. Memleketimde ayağını süs havuzuna sokanlara kıro diyoruz ya, burada herkes kiro :) yine madde 3 gereği bütün süs havuzlarının kenarları ayaklarını havuza sokmuş bir sandalyeye oturmuş güneşlenen ve kitap okuyan tiplerle dolu.
5. Paris’i gördükten sonra İstanbul’u görmeye gelen turistlere şaşıyorum doğrusu İstanbul’da ne buluyorlar ki, oysa ki Paris’te sıradan birşeye rastlamak mümkün değil insan herşeyin fotoğrafını çekmek istiyor, aynı duyguya daha önce de Amsterdam’da kapılmıştım.
Eğri oturup doğru konuşalım biz istanbul’dan geriye pek birşey bırakmamışız, bir saray orda, bir cami yada kilise burda geriye kalan bunlar.
6. En önemli madde, zaten yapmazsınız da, yine de soyliyim;
Paris gibi bir şehri yanınızda biri olmadan gezmenin hiç bir keyfi yok.
Ben eğitim için geldiğimden, biraz da apar topar son anda olduğundan, mecburen yanlız geldim.
Böyle bir şehirden, eminim yanımda sevgilim, arkadaşlarım olsa 100 kat daha fazla keyif alırdım.
Adım adım Barselona - 1
Adios Barcelona
Girona & Figueres (Dali Müzesi)
Karatay Medresesi
Ab-ı Hayatı Bulduk Dökün o Porto Sirkelerini
08/02/2011 at 15:27
“Böyle bir şehirden, eminim yanımda sevgilim, arkadaşlarım olsa 100 kat daha fazla keyif alırdım”
Hayırdır yanına eşini niye istemiyorsun, sevgilinle veya
arkadaşlarınla Parise gitmek istediğini belirtmişsin ama eşiniz hanımefendinin adını anmamışsın.
Yoksa eşinle Pariste olsan bu seyahatinde aldığın keyiften daha azınımı alırdın onu kast etmek istedin?
Eşin yanında yokken buyuk keyif aldığın ama o yanında yokken yaptığın bazı etkinlikler var da burada onları mı yazamadın?
Ben bu kısmı iyi anlayamadım.
08/02/2011 at 16:30
Eşime hala aşkım sevgilim dediğimden olabilir mi acep :p
08/02/2011 at 17:14
:) orasını ben bilemem. internet ortamı herkese açık bir yer. Seni okuyanlar birebir seni tanımak, eşinden ne kadar korktuğunu ve/veya sevdiğini bilmek durumunda değiller.
Okurların burada yazdıklarından Türkce bilgileri ve senin kullandığın dil ölçüsünde anlamlar çıkartabilirler.
Ben sahsen her ne kadar seni tanısam da yazmış olduğun cümlede Parise eşinden ziyade sevgilinle gidemediğin için üzülmüş olduğunu düşündüm :)
Eğere Hasan’a da pariste yediğin haltları burada olduğu gibi yarım A4 sayfasını doldurmayacak bir şekilde 6 madde halinde anlattıysan o da bu acıklamanla ikna olduysa sorun yok. Bence Paris hakkında daha fazla bilgi verebilirdin.
Son cümlede okurun şüphelerini gidermekten daha çok artmasına neden oluyor.
Diğer okuyucular özellikle Levent ve Uğur beyler ne düşünürler bilemiyorum ama bana eşinin yerine sevgilini götüremediğin için hayıflanıyormuşsun gibi geldi. :)
08/03/2011 at 13:24
Çok rahatlıkla, “Eşimle, dostumla çok daha fazla eğlenebilirdim” demek varken sevgilim ya da arkadaşlarım demek bence de farklı anlamlara çekilebilir.
Onun haricinde Paris gezisinden 1-2 foto’yu görmeme rağmen rastlayamadım ancak 3. madde 3. paragrafta belirttiğin gibi çok daralıp transparan giymişliğin oldu mu?
Son olarak Süs havuzuna beyaz donla atlayıp çıkan çocuklara kıro denmesinin sebebi “kıro”‘nun kelime anlamının “erkek çocuk” olması :)
Burada havuza ayağını sokanlar ile orada havuza ayağını sokup kitap okuyanlar arasında herhangi bir fark yok ise özür dilerim ben eşeklik ediyorum.
08/04/2011 at 09:17
Ben sadece Paris yorumu yapmak istiyorum müsadenizle :)
Fransızların kütürlerine aşırı sahip çıkması çok etkileyici, adamların kuralları kesin ve yoruma açık değil “işine gelirse” deyip umursamıyor.
Metro ulaşımı evet biraz uğraştırıcı ama istediğiniz noktaya ulaştırıyor en azından. İstanbul bunun için daha çoook çalışmalı bi metrobüsle olacak şey değil çünkü.
Fransızların hiç umurunda değil ki süs havuzları vs. Rahatlığını sağlayacak heryer onlar için ayrılmış bir loca sanki. Fazla genişler bu konuda.
….İstanbul da ne buluyorlar yorumunuza katılımıyorum Murat Bey, hiçbirşey olmasa bile iki önemli kıtayı birbirine bağlayan bir şehirdeyiz bu bile yeter sanırsam.
Pariste kendi aracınızla trafiğe çıkmak İstanbulda trafiğe çıkmakla aynı, hatta daha beter. Özellikle inceledim her arabanın ama her arabanın illaki ya bir vuruğu var ya bir çiziği. Hasarsız araba görmek mümkün değil. Kuralların geçmediği tek nokta trafik.
İnsanları tam bir..! Diyecek laf bulamıyorum. Almanca, İngilizce, Türkçe vs… Sizin ne sorduğunuzu anlasalar bile sadece Fransızca cevap veriyorlar. Böyle ırkçılık görmedim.
Eiffelden çok SacreCoeur ve NotreDame katedralinden etkilendim, ChampsElysees nin rakamları, ressamlar sokağınınsa adım başı yetenekli insanları aklımda kalanlardan.. Ha Eiffelin karşısındaki kıytırık bi kafeden alınan karton bardakta çayın 6 € olması ayrıca ayıp :) Yine Eiffelin karşısında yanlış hatırlamıyorsam meşhur atlıkarınca var onun civarında ise sıra sıra dizilmiş krep ve aperatif büfeleri var, ben krep yedim. Keşke çok aç olsaymışım üst üste 3 tane yiyebilirdim sanırım o kadar güzeldi, kesinlikle giderseniz deneyin.
Paris e tek olarak, aileyle, sevgiliyle, eşle, yada arkadaşla.. kimle giderseniz gidin zevk alacağınıza eminim.
08/04/2011 at 09:58
İrem o kadar güzel yazmışsın ki valla senin yorumun yazının aslı benim yazımda ona yorum olabilir ancak :)
Ben Neslihan’la beraber gidemeyince çok fazla gezmek içimden gelmedi.
O yüzden benimki biraz keşif gezisi oldu.
Ne nerde yerlerini öğrendim ama bir cafede restoranda oturup birşey yiyip içmedim, hep otelde yedim içtim :(
Ama Ekim’de SEVGİLİMİ de alıp şöyle Paris’in tadını doya doya çıkartacağım inşallah.
08/04/2011 at 10:07
Teşekkür ederim, bu arada bende İtalya yazınızı okudum nette o kadar bilgi toplayamamıştım yani süper paylaşım olmuş :)
Valla ben karavanla gitmiştim çok bişi alıpta yemedik oraya özgü yemeklerini bilmiyorum yani sadece tesadüfen yiyip içtim 2 gün içinde o da krep ve çay oldu. Artık sizden bekliyoruz mekan ve mönü listelerini :)
Eminim SEVGİLİNİZle çok iyi vakit geçireceksiniz, bizim içinde eğlenin olur mu :)
08/04/2011 at 13:17
Yazdıgım Italya yazı dizisi için Superaktif Murat beye gostermis oldugunuz olumlu görüşleriniz için tesekkur ederim.
:)
08/04/2011 at 13:20
Lütfen kusuruma bakmayın, isim görünce soyisme bakmıyorum bile :(
Of çok utandım :(
08/04/2011 at 14:05
İrem utanmana gerek yok, Murat ve Levent hep malum konularda yazdığı için İtalya yazısını benim yazmış olduğumu düşünmen gayettt normal :p
08/04/2011 at 14:07
:)
08/04/2011 at 16:50
bugune kadar yedi aylık surede yazdıgım yazıların kategorilere gore dagılımı
10 tane gezi
9 tane gundem
18 tane hayat
2 tane kitap
1 tane tiyatro
Gunden kategorsinde cogunlukla gazetelerde , TV haber olan konularda yazmısım.
Hayat konusunda ise cevre, cocuk ebeveyn ilişkileri , para, mutluluk konularında yazılar yamısım.
Bunların icerisinde sizin belirttiginiz sekilde malum konulardaki yazı sayım 3 bilemedin 4 .
yazdıgım yazıların %25 ini olusturan gezi yazılarındaki yanlıs hatırlanmamı da goz onunde bulundurarak, toplamın cok kucuk parcasını olusturan malum bir iki yazı diger %95 in uzerine cıkıyor ise…
reytingler , reyting oluşturma ve konu secimi ve yazılanın okunurluğu konusunda insanların nasıl bir beklenti de oldugunun yorumunu siz degerli okuyuculara bırakıyorum :)
08/04/2011 at 17:15
Hayatım boyunca karıştırmayacağım iki Murat; Sn.Zaralı ve Sn.Tunçer dir. Özür dilerim beyler ;)