Posted in Sinema on 07/21/2010 09:23 pm by Murat Zaralı
2007 yapımı bu filmin başrollerinde Tom Cruise, Meryl Strip ve Robert Redford gibi üç büyük üstad var ama eminim benim gibi siz de bu filmi hiç duymadınız, görmediniz, bilmiyorsunuz. Neden mi?
Basit; Amerika ve onun diğer ülkeler üzerindeki emellerine yönelik enterasan eleştiriler getiren bu film, görmeniz, duymanız, bilmeniz istenmeyen öğeler içeriyor.
Robert Redford’un aynı zamanda yönetmenliğini yaptığı filmi mutlaka izlemeniz gerektiğini düşünüyorum.
İzleyin bakalım, siz neler düşüneceksiniz.
Posted in Hayat on 07/20/2010 12:43 pm by Murat Zaralı
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır.
Güneş onu yakıp kavurur.
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.
“Ol” der Tanrı. Güneş oluverir.
Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister. “Ol” der Tanrı. Bulut olur.
Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez. Ona da “Ol” der Tanrı.
Rüzgar her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Herşey karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.
Ordan eser burdan eser, kaya banamısın demez!
Bildiniz, Tanrı kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı…
Sırtında bir acı ile uyanır….
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır…
“Amor Fati – Nietzsche “
Posted in Gezi on 07/19/2010 08:50 pm by Petek Çavdar
Yolunuz Bozburun’a düşerse, sakın ola Söğüt’e kadar devam edip Ahtapotçu Mehmet’in ahtapotunu yemeden dönmeyin.
Dahilde ufacık bir restoran. Lüks bir restoran değil ama çok sıcak, sevimli bir yer. Restoranı böyle yapan da Mehmet Usta. Mehmet Usta restoranı tek başına işletiyor. Ahtapot bütün olarak servis ediliyor. Yanında bira ila lezzetine doyum olmuyor. Öğleden sonra sıcaktan bunaldığınızda sadece ahtapot ve bira için de gidilebilir, akşam saatlerinde uzun uzun oturmak için de.
Şanslı bir zamanda gittiyseniz restoranın hemen arkasındaki bahçede yetişmiş doğal domateslerin de tadına bakmanız mümkün olabilir.
Mehmet usta, samimi, sohbeti tatlı, çok babacan biri. Kendinizi müşteriden çok misafir gibi hissediyorsunuz. Fiyatlar da çok uygun. Yakınlarına yolu düşenler için buraya uğramadan dönmek gerçekten kayıp.
Tel: 0252 496 5877 veya 0537 726 7729
Posted in Yeme İçme on 07/18/2010 09:41 am by Murat Zaralı
Bugün pazar. Pazar kahvaltısını hazırlarken aklıma bir süre önce bir web sitesinde gördüğüm bir tarif geldi. Bir değişiklik yapıp bugün kahvaltıda onu hazırlıyım dedim. Çok lezzetli oldu doğrusu bu yüzden sizlerle de paylaşmak istedim.
Yemekle ilgili bir de kısa bilgi :)
Her ne kadar İtalyan yada İspanyol yemeği olduğu düşünülse de yemeğin kökenlerinin İran’a ait olduğunu yazıyor Wikipedia :) Yemeğin İran’da ki adı da “Kookoo Sabzi” diye geçiyor, sebzeli omlet.
Tarif aşağıda, afiyet olsun.
Read the rest of this entry »
Posted in Gezi on 07/17/2010 02:43 pm by Murat Zaralı
Bugün ne yazsam diyordum.
Pegasus’un ( kendileri benim çalıştığım şirket olur :p ) yeni Facebook üzerinden oynanabilen “Uçur Beni Şehir Şehir” uygulaması geldi birden aklıma.
Dedim madem sosyal bir grubuz, mevsimlerden de yaz, arkadaşlarım hem oynasın hem eğlensin, hem de istedikleri yere bedava uçsun.
Uygulamaya http://apps.facebook.com/ucurbenipegasus/ adresinden erişebilirsiniz.
Arkadaşlarınızla şehir kartlarını değişerek uçmak istediğiniz şehre ait 10 kartı ilk toplayan olup bedava uçabilirsiniz.
Herkese iyi eğlenceler ve bol şanslar.
Not: Brüksel biriktiriyorum varsa elinizde gönderin :))))
Posted in Tiyatro on 07/16/2010 08:15 pm by Petek Çavdar
Beyoğlu Mısır Apartmanında oyunlarını sergileyen, 2005 yılında, Süha Bilal, Murat Daltaban ve Özlem Daltaban tarafından kurulmuş olan özel bir tiyatro. In-yer-face adı verilen ve ©ngiltere’de doğmuş olan bir akımın oyunlarını oynuyorlar. Bu akımın anlamı neymiş diye biraz bakayım dedim. Genç oyun yazarlarının başlattığı bu akımla, seyircinin oyuna katılması ve sahnedeki şok edici unsurlarla etkilenmesi amaçlanıyormuş.
Ben “Alışveriş ve S***ş” adlı oyunlarını izledim. Bilet fiyatları 45 liraydı. Tiyatronun oynandığı salon epey küçük bir salon. Tahmini 40-50 kişilik bir kapasitesi var. Biletlerimizi Biletix’ten aldık. Gitmeden önce tiyatroyla ilgili Biletix’teki tanıtım yazısını okuyayım dedim. Buradaki yorumdan birkaç cümle aktarayım.
“En iyi arkadaşınıza aşık olmak gibi…” Tutku, köpük, bant ve şeffaf kağıt katmanlarının altında gömülü. Mikrodalgaların ısınmak için kullanılabilecek tek şey olduğu bir dünya.
Posted in Spor on 07/15/2010 11:35 am by Murat Zaralı
Dünya Kupası Bitti – Hatırımda Kalanlar yazıma yorum olarak arkadaşım Uğur güzel bir yorum eklemişti. Almanya’nın Güney Afrika’daki stadların yapımından nasıl büyük paralar kazandığını.
Ben de açıkçası bundan yola çıkarak diğer gerçek kazananlar kimler diye biraz araştırdım, bakalım bu yazımı beğenecek misiniz?
- Tabi ki yine 1 numarada Vuvuzela var. Dünya kupasının en büyük kazananı Vuvuzela ve üreticileri. Dünya Kupası boyunca dünyanın dört bir yanında yaklaşık 20 Milyon adet satıldığı düşünülüyor. (Daha net bilgiye sahip olan varsa bildirirse sevinirim)
- Tabi ki iki numara FIFA. Televizyon ve reklam gelirlerinin yaklaşık 3.4 Milyar Dolar olduğu tahmin ediliyor.
Read the rest of this entry »
Posted in Gündem on 07/14/2010 09:49 am by Murat Zaralı
Bir süredir bu konuda yazmak istiyordum. http://www.ifitwasmyhome.com/ adresine gidip, felaketin boyutlarını haritada kendi istediğiniz bir yere koyarak görmenizi sağlayan bu siteye gittikten ve gördüklerimden sonra bu yazıyı yazmak farz oldu.
Bu felaketin boyutlarını kavramak haberlerden izleyerek yada duyduklarınızla biraz zor.
Öyleki, körfeze günde 1,470,000 varil petrol aktığı söyleniyor. Bu yazıyı yazdığım sırada 90,410,000 varil akmıştı.
Aşağıdaki resmi gördüğünüzde benim kadar şaşırırmısınız bilemiyorum ama ben açıkçası şok oldum. Bu felaketin merkezi Ankara ilimiz olsaydı petrolün nerelere kadar yayılmış olacağını gösteriyor bu harita ve bam işte şimdi olayın boyutunu anlıyorum bu korkunç birşey.
Read the rest of this entry »
Posted in Sinema on 07/13/2010 11:01 pm by Murat Zaralı
Down sendromlu olarak doğan kızını ikiz erkek kardeşinden ayırma kararı alan bir doktorun ve kızı bir akıl hastanesine bırakması gerekirken sahiplenip büyüten hemşirenin paralel hikayesini soluksuz izleyeceğinize eminim.
Film 2008 yapımı. Televizyon için çekildiğinden sinemalarda oynadığını zannetmiyorum ben de tamamen tesadüfen denk gelip izlemiştim.
Ama şöyle söylemekte fayda var senaryoya uyarlanan kitap Amerikada en çok satanlar listesinde 1 numaraya kadar yükselmiş ayrıca film Emmy ödülü de kazanmış.
Kendine göre haklı sebepleri olan doktorun yine de vicdanını bir türlü rahatlatamaması, bir annenin evladının ölmediğini hala hayatta olduğunu hissedip kavuşamadığı için çektiği acılar gerçekten insanı derinden etkiliyor.
Posted in Spor on 07/11/2010 11:01 pm by Murat Zaralı
Bu sene de tahminim tutmadı. Sizin ki tuttu mu?
Ben Almanya – Brezilya final oynar Almanya şampiyon olur demiştim.
4 senede bir yapılan bu organizasyonun görünenin ötesinde anlamları var, tabi görebilene.
Hep düşünmüşümdür Demokrasi (tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. – Wikipedia tanımı) ile meclis kavramları biraz çelişmiyor mu diye.
Bu nerden çıktı dünya kupasından bahsetmeyecekmiyiz mi dediniz?
Evet öyle olacak. İşte hatırımda kalan ilk olay da tam bu konu ile ilgili o yüzden konuya böyle bir giriş yapma gereği gördüm.
Read the rest of this entry »