Ekleyen : Murat Zaralı Tarih: 03/09/2010 08:47 Kategori: Hayat
Çinliler bambu ağacını şöyle yetiştirir:
Önce ağacın tohumu ekilir, sulanır ve gübrelenir.
Birinci yıl tohumda herhangi bir değişiklik olmaz.Tohum yeniden sulanıp gübrelenir.
Bambu ağacı ikinci yılda da toprağın dışına filiz vermez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda her yıl yapılan işlem tekrar edilerek bambu tohumu sulanır ve gübrelenir. Fakat inatçı tohum bu yılda da filiz vermez. Çinliler beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeye devam ederler.
Ve nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve altı hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 27 metre boyuna ulaşır. Akla gelen ilk soru şudur :
Bambu ağacı 27 metre boyuna altı hafta da mı Yoksa beş yılda mı ulaşmıştır?
Bu sorunun cevabı tabii ki beş yıldır.
Büyük bir sabırla ve ısrarla tohum beş yıl süresince sulanıp gübrelenmeseydi ağacın büyümesinden hatta var olmasından söz edebilir miydi?
Bir başarının şartları her zaman çok basittir.
Çalışın, tahammül edin,
Her zaman inanın ve hiçbir zaman geri dönmeyin.
Ekleyen : Murat Zaralı Tarih: 28/08/2010 16:46 Kategori: Sinema
İtalya’da aperatif olarak ya da hafif bir akşam yemeği için sofra şarabı ile son derece uyumlu bir birlikteliği olduğu için tercih edilebilen bir atıştırmalık bruschetta.
Ekmek dilimlerinin üzerine çeşitli malzemelerle hazırlanan ve yapımı son derece kolay bir aperatif.
Klasik bruschetta için mevsiminde ve lezzetli domatesler, taze fesleğen, kaliteli bir zeytinyağı ve köy ekmeği yeterli.
Devamı için tıklayın »
Ekleyen : Murat Zaralı Tarih: 25/08/2010 08:57 Kategori: Sinema
Çocuğumuz düşüp kafasını masaya çarpınca biz hemen masayı döveriz, “eh masa ehhhh sen niye orada duruyorsun!” diye, çocuk masa orada durmasa kafasını çarpmayacağını sanır ve büyüdükçe yaptığı her hatayı yükleyecek birini veya bir şeyi mutlaka bulur. Malum…
Kızının mezuniyetini izlemek için Balıkesir’den Erzurum’a gelen başörtülü anne, tören salonuna alınmamıştı. Vicdanı olan herkesin yüreğini cız eden bu olayın sorumlusu kimmiş? Kapıcı.. Şimdi oldu işte…
Kara Kuvvetleri Komutanı “Rektör iyi çocuktur, yapmaz öyle şey” falan demeye getirmişti. YÖK Başkanı da, “Rektörün haberi yokmuş” dedi, çıktı işin işinden… Kimmiş suçlusu? Kapıcı.
Devamı için tıklayın »
Ekleyen : Murat Zaralı Tarih: 19/08/2010 10:28 Kategori: Gündem, Spor
Birkaç gündür Digiturk ile Kanaltürk arasında kıyametler kopuyor. Konu çok ilginç aslında.
Kanaltürk haftasonu oynanan ve canlı-cansız tüm yayın haklarına Digiturk’un sahip olduğu maçların görüntülerini Digiturk’e para ödeyerek satın almak yerine muhteşem bir zeka örneği göstererek görüntüleri animasyon(?) haline getirerek kullanıyormuş.
Digiturk’ten kovulan Erman Toroğlu’nu kadrosuna katan Kanaltürk Telegol ve Son Kale adlı programlarında bu görüntüleri yayınlayınca da Digiturk ile aralarında atışma başlamış.
Devamı için tıklayın »
Ekleyen : Murat Zaralı Tarih: 18/08/2010 21:35 Kategori: Kitap, Sinema
Bazen isyan ederiz ya, hayat çok zor gelir ya. Öyle zamanlarda Sol Ayağım adlı kitabı okuyanların yada aynı adlı filmi izleyenlerin aklına birden Christy Brown gelir.
Yanlış anlaşılmasın, bu haline şükret başına geleni kabullen söylemi değil tam tersi bugüne kadar duyup duyabileceğiniz en büyük mücadelenin anlatımı*.
Christy Brown’ın kendi hayat hikayesini sol ayağını kullanarak yazdığı hikayesini okuyanlar o isyan anlarında silkelenir ve kendine gelir, “Bunlar ne ki bana sinek vızıltısı” diyerek hayata daha bir sıkı sarılır, mücadelelerini daha bir şevkle yaparlar.
Bu kitabı okumadıysanız hemen şimdi kalkın gidip bir tane alın ve hemen okumaya başlayın derim. Filmini sonra izleseniz de olur, tembellik yok okumak inanın daha güzel. Devamı için tıklayın »
Ekleyen : Murat Zaralı Tarih: 12/08/2010 20:59 Kategori: Hayat
Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı. Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti.
Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de bağırıyordu : Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu ?
Devamı için tıklayın »
Ekleyen : Murat Zaralı Tarih: 11/08/2010 12:43 Kategori: Gündem
Bir ramazan ayına daha ulaştık.
Hepinize güzel bir ramazan ayı diliyorum.
Bugün daha ilk gün o yüzden nerde o eski ramazanlar gibi uzun bir yazı yazmıyorum :) ama bu yazmayacağım anlamına gelmiyor tabiki :p
Ekleyen : Murat Zaralı Tarih: 10/08/2010 23:26 Kategori: Sinema
Size çok garip gelebilir belki ama ben bunu askerliğimi yaparken öğrendim.
Bir komutanımız bize “Çocuklar bunu size bir komutan olarak değil bir abi tavsiyesi olarak söylüyorum, siz siz olun iş yerinde yaşadığınız şeyleri çıkarken burada bırakın sakın ha eve beraberinizde götürmeyin” dedi.
Ben ilk önce bu tavsiyeyi bir güvenlik uyarısı gibi algıladım tabi. Ama komutanımız konuşmasına devam etti “Hergün evine döndüğünde iş yerindeki sıkıntılarından, patronunun ona nasıl kötü davrandığından yada kendisine ne kadar çok iş yüklendiğinden bahseden bir bir kişi hakkında eşi yada çocukları, benim eşim/annem/babam ne kadar başarız ne kadar yeteneksiz diye düşüneceklerdir, bundan başka da bir işe yaramaz anlattıklarınız, düşünsenize sizin bu anlattıklarınız onların etki alanının ne kadar dışında. Sırf kendini deşarj etmek için, onların hiçbirşey yapamayacağını bile bile bütün o sıkıntıları anlatarak onlara aktarıp rahatlayan sonra onları da en az kendi kadar gerdikten sonra koltuğuna uzanıp rahat rahat bir diziyi yada maçı izlemeye koyulan bir insan nasıl bir insandır sizce?”.
Devamı için tıklayın »
Ekleyen : Murat Zaralı Tarih: 09/08/2010 15:43 Kategori: Gündem
Bundan kısa bir süre önce Butan (ing. Bhutan) diye bir ülke ile ilgili bir haber okumuştum. O güne kadar bu ülke hakkında hiçbirşey duymamıştım buna isimleri de dahil.
Ülkenin çok güzel bir sözü var, diyorlar ki: Bizler için gayri safi milli hasıladansa gayri safi milli mutluluk önemli.
Burayı gezen Niyazi Savaşan’ın yorumları şöyle “Ülkeye girince sanki Alis Harikalar Diyarında masalına girmiş gibi oluyorsunuz. Kıyafetler ve evler değişik, bizim için geçmişte kalan şeyler burada hala var. Orada bulunduğum sürece gülmeyen insan görmedim.” (bkz. Bu ülke için gayri safi milli mutluluk önemli)
Gallup dünya çapında 155 ülkede bir araştırma yapmış Butan’a vize alamadıklarından mı nedendir bilinmez 155 ülke arasında Butan yok :)
Gallup’a göre dünyanın en mutlu insanları İskandinav ülkelerinde yaşıyor. (bkz. Table: The World’s Happiest Countries)
Devamı için tıklayın »
Ekleyen : Murat Zaralı Tarih: 06/08/2010 08:50 Kategori: Hayat
Profesör elinde içi dolu bir bardak tutarak dersine başladı.
Herkesin göreceği bir şekilde tutuyordu ve ardından sordu.
-”Bu bardağın ağırlığı sizce ne kadardır?”
-50 gr!’ …’100 gr!’ …’125 gr’..diye öğrenciler yanıtladı.
-”Bardağı tartmadıkça gerçekten ben de bilemem, ” dedi profesör, “ama benim sorum şu ki :”Bu bardağı böyle birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?”
-’Hiçbir şey’ diye yanıtladı öğrenciler.
-”Tamam, peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?” diye sordu profesör bu kez.
-”Kolunuz ağrımaya başlardı efendim” diye öğrencilerden biri yanıtladı
-”Haklısın, peki şimdi ben 1 gün boyunca tutsam ne olurdu?”
-”Kolunuz iyice ağrır, kas spazmı, vs gibi sorunlar yaşardınız ve hastaneye gitmek zorunda kalırdınız!”.
Devamı için tıklayın »