Kategori Sinema Ekleyen Murat Zaralı - 02/01/2009 10:13 pm
Filme Movimax’te şans eseri rastlayıp izlediğimi belirteyim öncelikle, daha önce duyduğum ama izleme fırsatım olmayan 2007 yapımı bir film.
Aslında filmin tamamına bakıldığında çok yavan geçiyor ama verilmeye çalışılan mesaj çok dolu dolu insana geçiyor.
Robinson Crusoe’yu hepimiz daha çocuklukta okuruz, onun bir umudu vardır hayat bir yerlerde devam ediyordur ve o uzak bir adada bu hayata birgün kavuşma hayaliyle hayatına devam eder. Bu filmde de Robert Neville (Will Smith) bir adada (Manhattan) ama durum biraz farklı kendinden başka tüm insanlar ya ölmüş ya da ölümcül bir virüs nedeniyle mutanta dönüşmüştür. Bu durumda hayatta kalmak nasıl bir şeydir düşünmesi bile tüyler ürpertici.
Eğer bilmeyen varsa söyliyim film için birden fazla son çekilmiş ve Moviemax’te alternatifli olarak yayınlanıyor.
Galiba inançlı ve inançsız son diyebiliriz bunlara. İzleyen olduysa fikirlerini öğrenmeyi isterim.
Filmin konusu;
Robert Neville (Will Smith) başarılı bir bilim adamıdır ve insanlığı yok edeceğine inanılan,önüne geçilemez tehlikeli virüs ona bulaşmamıştır. Virüs çok kısa bir zamanda insanların ölümüne sebep olmuş, sonuçta Neville New York’ta hayatta kalan tek insan olmayı başarmıştır. Ancak Neville’in durumu çok zordur çünkü belki de dünya üzerindeki tek insan kendisidir. Üç yıl boyunca dolaşmakta, yaydığı radyo mesajları ile hayatta kalan insanlara ulaşmaya çalışmaktadır.
Herhangi bir canlıya rastlayamayan Neville aslında yalnız değildir ve her hareketi izlenmektedir. Salgından sağ kurtulan eski insan-yeni mutantlar Neville’in ölümcül bir hataya düşmesini beklemektedirler.
Kategori Sinema Ekleyen Murat Zaralı - 01/31/2009 08:12 pm
Ülkemizde de yerel seçim çılgınlığının yoğun bir şekilde yaşandığı şu dönemlerde izleme fırsatı bulduğum eğlencelik süper bir film.
Bizim seçimlerde milletvekillerinin belediye başkanlıklarına aday gösterilmelerini izlerken kafam karışmıştı açıkçası, bana durum biraz garip gelmişti.
Ama filmde eski bir Amerikan başkanının halktan bir adaya karşı belediye başkanlığı için verdiği mücadeleyi izleyince, siyasetin bir virüs gibi insanın kanına birkez girince birdaha çıkmadığı sonucuna vardım.
Filmin konusu;
Gene Hackman ve Ray Romano Mooseport’un belediye başkanlığı için kendilerini komik ve heyecanlı bir yarış içinde bulduklarında, oylarınızı kocaman kahkahalar için vereceksiniz. Eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı (Hackman) emekliliği için gittiği kasabada şehrin ileri gelenleri tarafından belediye başkanlığına aday gösterilir ancak ufak bir sorun vardır bu teklif daha önce yerel bir su tesisatçısına (Romano) yapılmış, o da kabul etmiştir ve bu yarıştan çekilmeye hiç niyeti yoktur.
Kategori Sinema Ekleyen Murat Zaralı - 01/30/2009 09:44 pm
Ali bir süre önce bu filmden bahsetmişti mutlaka izlemelisin demişti. En sonunda izledim.
Filmin konusu kısaca;
Yolları, bir hastane odasında aynı hastalığı paylaşmakla kesişen ikili, iki ortak noktaları daha olduğunu keşfeder: hayatlarının kalan kısmını yapmak istedikleri her şeyi yaparak geçirme arzusu ve kendileriyle barışma ihtiyacı.
Eğer o hastaneye yatmasalar asla bir araya gelmeyecek iki kişinin yaptıklarını izlerken insan kendi kendine eğer bende sadece bir yıl ömrümün kaldığını öğrenseydim neler yapardım diye düşünmekten kendini alamıyor.
Hergününüzü sanki hayatınızın son günüymüşçesine dolu dolu yaşamanız dileğiyle.
Mutlaka izlenmeli diyeceğimiz türden bir film.
Kategori Güzel Yazılar Ekleyen Neslihan Zaralı - 01/29/2009 01:17 pm
Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı.
Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık
beni huzursuz ediyordu.
İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni aşktan almış, uzaklaştırmıştı.
Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak istiyordum.
Şaşkınlıktan gözleri açılarak ‘niye?’ diye sordu.
Devamı »
Kategori Sinema Ekleyen Murat Zaralı - 01/28/2009 11:11 am
Pixar’ı tebrik etmek lazım. Fare gibi, bir çok insanın görmeye dahi tahammül edemeyeceği bir hayvanı alıp bir Fransız restoranı’na şef yapmak ve bunu seyirciyi iğrendirmeden hatta eğlendirerek yapmak çok ince zeka ve büyük yetenek gerektirir.
Akademi’de benimle aynı fikirde olsa gerek ki Ratatouille “En İyi Animasyon Filmi” dalında 2008 yılında bir de Oscar kazandı. Bunun yanında 42 tane daha ödül kazandığını da söylemek lazım.
Film aslında güzel bir misyonu da üstlenmiş, hedef kitlesinin çocuklar olduğu düşünülürse verdiği mesaj çok anamlı. Bir mutfakta asla istenmeyecek yegane şey bir faredir ama bizim fare azmediyor ve bir mutfağın baş aşçısı oluveriyor.
Kategori Sinema Ekleyen Neslihan Zaralı - 01/27/2009 08:54 am
Bir koşuşturma içinde yaşamaya çalışıyoruz.
Para kazanmak için mi yaşıyoruz yoksa yaşamak için mi para kazanıyoruz tartışmasını hiç açmayayım. Ama günümüz şartlarını düşünürsek sanırım ilk hedeflerimizden biri çalışmak ve para kazanmak.
Kimimizin iş hayatında hedefleri, planları var ve bunlar herşeyden önemli. Çalışma hayatımızdaki hedeflerimiz için kimi zaman ne kadar çok şey kaçırıyoruz. Arkadaşlarımız ile buluşmayı, annemizin doğumgününü, eşimiz ile yıldönümü kutlamasını, çocuğumuz ilk adımlarını…
Bu akşam mesaideyim maalesef gelemeyeceğim. Önümüzdeki dönem performans dönemi çok çalışmam lazım…
Bunları yazdım ama asıl amacım size bir film tavsiye etmek.
Devamı »
Kategori Müzik Ekleyen Neslihan Zaralı - 01/26/2009 10:02 pm
Adını, İstanbul şehrinden esinlenerek alan Çellistanbul Viyolonsel Kuarteti adından da anlaşılabileceği gibi dört viyolonsel sanatçısından oluşuyor.
Ozan Tunca, Çağ Erçağ, Melih Kara ve Murat Berk’ten oluşan toplulukta, elemanların hepsinin yurtdışı eğitimleri ve ödülleri var.
Klasik müziği ve tangoyu mükemmel icra eden ultra yetenekli bu grubun konserlerine denk gelirseniz sakın kaçırmayın.
Kategori Gezi Ekleyen Neslihan Zaralı - 01/25/2009 12:05 pm
Amerikalı sanatçı Henry Kupjack’iden benzerine zor rastlanan gerçeklikteki kusursuz ve büyüleyici ”Minyatür Odaları” 15 MART 2009 ‘a kadar Rahmi Koç Müzesi’nde.
Henry Kupjack yıllardır minik, büyüleyici ve her detayı kusursuz dünyalar yaratıyor. Pekçok ‘Minyatür Oda’ çalışması Winterthur Müzesi, Chicago Sanat Enstitüsü, Boston Kütüphanesi ve Illinois Devlet Müzesi’nde, Forbes Galerisi’nde sürekli olarak sergilenmekte. Florida Naples Sanat Müzesi, Winterthur Müzesi gibi müzelerde yer alan 50′den fazla ‘Minyatür Oda’sı bulunmakta.
Henry Kupjack, ‘Minyatür Odalar’ın ortaya çıkmasında yılların deneyimi ve çocukluk hayal gücünün çok büyük tesiri olduğunu söylüyor. ‘Minyatür Oda’lar her yaştan insanı farklı sebeplerle derinden etkiliyor.
Devamı »
Kategori Müzik Ekleyen Murat Zaralı - 01/24/2009 05:59 pm
Valla TRT’ye afferim. Şu Eurovision olayı resmen küllerinden doğdu şu son senelerde.
Annemler “Ajda Pekkan’ın Petrol şarkısı bile kazanamadıktan sonra kimse kazanamaz” diyip durdular yıllarca.
Devamı »
Kategori Sinema Ekleyen Neslihan Zaralı - 01/23/2009 08:36 pm
25 Ocak 2009 Pazar günü saat 19.00′da Garaj İstanbul 2. yaşını kutluyor.
Ücretler: 25 TL (tam) / 20 TL (indirimli)
Yer: Garaj İstanbul (Galatasaray-Taksim)
Program:
-Ashura
-Kardeş Türküler’den Vedat Yıldırım ve Feryal Öney
-DJ Memetali Alabora